28 Temmuz 2016 Perşembe

Kurstan Bana Kalanlar

yaşadığımız her gün, şahidi olduğumuz her olay bizde iz bırakıyor. bu sene okul döneminde Balıkesir'de Kur'an kursuna gittim, e dedim müslümanım elhamdülillah diyorum da neye elhamdülillah diyorum, neyle gurur duyuyorum ben sahiden, az az, zaman zaman okuduğum kitabımızı hele bir okusam ya şöyle... hem başka nasıl hayatlar var görsem ya, kendimi yalnız hissettiğim Balıkesir'de Allah'ın varlığı bana yetse ya.... alışacağım şeylerin güç olmadığını görsem ya derken 2015in kasımında başladım kursa gitmeye. Güneşle.. Güneşin de için de güzel duygular uyandı diye düşünüyorum biz orda besmele çekerken, Kur'an-ı Kerimin o huzur veren ahenkli okunuşunu dinlerken. Sahi,ne güzel okunuyor öyle... Hayatı zor geçmiş, hüzünlü bir arkadaş okuduğunda duygulanıp ağladığım çok oldu, bir de dikdatör teyzeler okurken uykumdan uyandığım :) Okuduğum her satırı içime sindirmeye çalışırken ben yine başka ben oluyordum değil mi.... Sene sonunda hatim programımızda okumak üzere yazdığım yazı burada hatıra olarak kalsın bana.. Hem arada okurum  hem belki konuyla ilgili yeni yazılar yazarım...


Buyrun...








"Rabbim! Beni, takdir ettiğin yere gönül rahatlığı ve huzur içinde koy ve
çıkacağım yerden de dürüstlükle ve selametle çıkmamı sağla. Bana katından
yardım edici bir kuvvet ver." (Isra­80)
Allah tüm güzel sıfatların sonsuz sahibi... tum benligimizle ne istersek geri
cevirmeyecek kadar rahim ve müşfik... Dile getirmediğimiz istekleri bile,
kalbimize düşmeyen arzuları bile, hayalimizin erişemediği hülyaları bile
gerçekleştiriyor. Öyle lütufkar ki ondan uzaklaştığımız halde bizden uzak
durmuyor. Öyle deyyan ki, her anımız onun sayesinde, her iyilik ona bağlı, her
güzel ona borçlu. Öyle bir dafidir ki,belaları def eder, kederleri giderir,
gamları süpürür, hüzünleri  alıp götürür, yoksulluğu  yok eder, Öyle bir
ehad ki, bir çiçeğin hatrına baharı yaratır, o asımdır her şey onun koruması
altındadır, o amirdir, her hayat sahibi hayatının her anında onun emrine bakar,
o emretmezse atom parçalarına dağılır, denizler sınırlarını aşar, gezegenler
şaşar,o ki en büyük amir her şeye her an emir ve itaat ettirendir nefsimizin
eline bırakmasın bizi . O afuvvdur, merhametli nazarı nice günahları silip
süpürür, onun affının gölgesinde bütün günah defterleri yanıp kül olur. Öyle
nezaketle affeder ki, kendi günahlarımızı bile hafızalarımızdan siler.....onun
sıfatlarını anlatmaya benim gucum ve dimagim yetmez onun buyuklugunde hayalim sinirli..


Cocuklugumdan bu yana kendimle ilgili neyi istediysem Allah onu verdi cok
sukur.. Baskalari icin ettigim dualarin ne kadarinin gerceklestiginiyse
bilmiyorum, olcemiyorum; bazilariyla araya zaman bazilariyla mesafe girdi ve
bazılarıyla da tanışma fırsatım olmadi cunku.. hayirlisiyla baskalari icin ettigim
dualar da kabul olmustur inşallah... Bakin mesela eskiden de hayirlisiyla
derdim ama artık daha idrak ederek soyler oldum... Eskiden hayirlisiyla
demeden ettigim dualar tuttugum dilekler oldu...ki bu kararlarimin bazilarinin
sonucu uzucu oldu...
Isyan ettigim zamanlarim da oldu...
Imanimin zayifladigi donemlerim de oldu..
Ben simdi oldum, hamdim ama artik pistim diyemiyorum hayat kısa olduğu
kadar uzun da... bu yol henüz bitmedi Allah'tan tüm benliğimle istiyorum ki:
yolundan bizleri sonsuza dek bir an bile ayırmasın...
Uzunca bir dönem ic sikintilarim, icimde kimsenin dolduramadigi bir
boslugum, koca dunyada yalnizlik hissim bazense ruhumun vucuduma
sigmadigi kilometrecelerce kossam belki gececegini dusundugum
huzursuzluklarim vardi. Psikologlarla gorustugum oldu, kisisel gelisim kitaplarini
onume yigdigim oldu, secret modasina goz attim, Osho'nun fikirlerine yol
gostericim bunlar olsun haydi dedim, romanlara verdim kendimi olmadi...
Dolmadi o bosluk... Ailemle, arkadaslarimla, isimle, esimle doldurmaya calistim
o boslugu yine olmadi...Hep bir huzursuzluk haliydi bendeki.. ne zaman ki
Allah'ı daha da çok anmaya onun huzurunda olduğumu daha çok hatırlamaya
başladım işte o zaman huzuru bulmaya başladım. Huzur Allah'ın huzurunda
olmakla olurmuş.. Gazneli Mahmut'da şöyle diyor: Bir tek Allah'a iman her
zaman ruhları yüceltici bir etki yapar, insanı kendi iç birliğine ve ahengine
kavuşturur.


Huzurlu olmanın rehberini de vermiş Allah bize. Kur'an...Ama ne tuhaftır ki biz
mensubu olduğumuz dinin kitabını pek okumuyoruz. Onun bir rehber olduğunu
hatırlamadan yaşıyoruz. Artık hatırlamaya çalışıyorum.
Ne zaman içime bir sıkıntı gelse Kur'an­ı Kerim'den bir sure seçiyorum ve o suredeki mesaj
bugünümü aydınlatsın diyorum, aydınlatıyor da nitekim. Hem kelimelerin en
güzelinin toplandığı bu kitap nasıl aydınlatmaz ki.. Bir gün İbrahim suresini
açtım, 7. ayet diyor ki "...şükrederseniz elbette size (nimetimi) artırırım ve eğer
nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir. " Şimdi ben nasıl
şükretmeyeyim, nasıl mutlu olmayayım?


Bir şeye sabretmem gerektiğinde Meryem suresi aklıma geliyor, Meryem doğum sancısı çeker ve ölü hurma ağacına yaslanır, ölü hurma ağacı diri hurmalar verir. Hurma sabrın hediyesidir
Meryem'e.. Ne güzel değil mi düşündüğümüzde... Çekilen sancıların sonunda
hep bir armağan var bize. Yeryüzündeki her türün annesi acı çekiyor çekiyor ve
çocuk dünyaya geliyor. Bu dünyadaki sabrımızın karşılığını Allah bize bu
dünyada veriyor fakat eminim ki ahirette daha güzel mükafatlandırılacağız.
Bazen zorlaşan hayatta, acılara katlanır yani sabreder, Allah'tan gelen herşeye
razı olursak Allah sabrı da veriyor.. Sabrımız daha da çok artsın Allah'ın
izniyle...


Nefsimize zor gelen bir muamele ile karşılaştığımızda şikayet etmeyelim de
Allah'tan razı olalım mesela. Her acının bir kapıyı açtığını düşünelim hem
böyle düşünürsek acı acı olmaz ki, zevk olur... Mevlana diyor ki: "Sen
nakkaşenin elinde nakış gibisin."Nasıl ki nakkaşe iğnesini batırır batırır batırır
belki binnnnlerce kez o iğne batar çıkar da sonunda sabreden kumaştan güzel
bir eser çıkarsa ortaya, bizim hayatımızda tıpkı Allah'ın elindeki nakış gibi...
Sabredersek, düşünürsek, üzerimize düşeni Allah rızası için yaparsak bir gün
bizden de insan­ı kamil ortaya çıkar... Abdülkadir Geylani de diyor ki: Beni
yaratan Allah benim neye ne kadar dayanacağımı bilmiyor mu ki şikayetçi
olayım. Mesela karbonun bazısı elmas bazısı kömür olmuş. Yıllarca
derinliklerde kalan, karanlıklarda yanan, sabreden elmas olmuş.. Yanmış
yanmış da mücevher olmuş.. Ham kalmamış.. Bu illa acılarla yaşayalım
hüzünlere gark olalım demek değil arkadaşlar. Teslim olalım, kalplerimiz Allah
diye yansın yıllarca ve biz günü geldiğinde ışıldayalım bir elmas gibi....
Yunus suresi 62. ayet " Ben hüznümü kederimi yalnız Allah'a şikayet ederim"
diyor. Bizim edeceğimiz şikayet de aslında O'nun bizi anlaması, reçete
yazması ve iyileştirmesinin bir yoludur. Nasıl ki hastaneye gittiğimizde doktor
"Buyrun şikayetiniz nedir?" diyor ve biz sakince anlatıyorsak, nasıl isyan
etmeden derdimizi paylaşıyorsak dertlere en büyük derman olan Allah'a da
isyan etmeksizin şikayetlerimizi bildirelim dualarımızda ki o da bize yardımcı
olsun... Allah yardımcımız olsun ki bizde kendi hakikatimizde en üst noktaya
ulaşalım...Allah'ın bizi her an gördüğünü unutmayalım. Buna ihsan sahibi
olmak deniyor. Hem ihsan sahibi olursak melekelerimiz melek haline döner.
Kulak Allah sözünü dinlerse, gönül Allah ışığı ile dolarsa, ağız Allah lafı eder
onun istediklerini konuşursa melekeler melek olur. ve insan içinde bir çok
melekesi olabilen bir varlık. Melek olalım da bir tek Allah'a kanatlanalım
inşallah..
Konu Allah olunca laf uzadıkça da uzuyor. Zamanınızı çok da fazla almak
istemem. Teşekkürlerimi sunuyorum hepinize. Zehra Hocam, teşekkür ederim
İslamdaki teslimiyetin örneği için... Canından bir parçayı toprağa verdiğinde
"inna lillahi ve ileyhi raciun" deme olgunluğunun nasıl olduğunu gösterdiğin için.
Ebrar Hocam teşekkür ederim, bir yetimin hakkını yemenin ne büyük bir günah
olduğunu anlattığın için... Yetim hakkı yiyenlerin karnı ateşle dolarmış. Yani
bunun cehennemdeki karşılığı içimizin yanması dünyada ise iç
huzursuzlukmuş. Şimşekler çaktı kafamda kursa ilk geldiğim gün. Sevde
hocam, güler yüzün için ve kızımı çok sevdiğin için teşekkür ederim. tüy gibi
hafifliğin ve gayretin hiç eksilmesin. Hep böyle uçar gibi yaşa. Çerkez bir
hocamız vardı. Adı Hatice'ydi değil mi? Zerafeti gördüm onun dersinde. Allah
hani ruhundan ruhumuza üflemiş ya, Hicr Suresi 29. ayette dediği gibi, sanırım
ona da zerafetinden üflemiş. Terbiyesinden üflemiş. Maaşallah. Derslerin
sonuna dek duramadığım için yakından tanıma fırsatı bulamadığım diğer
hocalarımıza da şunu söylemek istiyorum: Allah size burda olmayı, Allah
yolunda giderken diğer insanlara da bir şeyler öğretme isteğini içinize sunduğu
için ne kadar şanslısınız. Allah sizleri doğru yoldan ayırmasın. Komşum Yeliz,
beni sabahları uykumdan uyandırıp buraya gelmeye teşvik ettiğin için teşekkür
ederim. Hepinizle yolumuz böyle güzel bir yerde kesiştiği için sizleri unutmam
mümkün değil. Hakkınızı helal edin.

Kerem Yanımda

hayat hem yavaş hem de çok hızlı.. göreceli işte... çocuğuna emek veriyorsun veriyorsun 95 cm. e o  kadar besledim büyüttüm 95 cm mi? sabah gözünü bir açıyorsun saat 7 akşam yatarken bir bakıyorsun aaa 1! insanın o an inanası gelmiyor. Gün içinde çocukluğuna dair bir an, az önce gerçekleşmiş kadar yakın duruyor sonra bir bakmışsın üzerinden 25 sene geçmiş. Zaman hem çok geniş hem de bir o kadar dar. Ne güzel o güzel anılara anında dönebilmek...


Bir bakmışım 14 yaşındayım, açık ayakkabı giymeyi reddettiğim, ille de simsiyah giyinmeliyim diye direttiğim, içinden asi dışından sakin olduğum o zamanlar... bir bakmışım üniversitemizin kapısının hemen altında yaşadığım o heyecanlı anım sonra bir dönmüşüm ilk okulun geceleri dışardan yansıyan gölgelerden korktuğum bir gece sonra yoğurt annemin sırtındayım. ne güzel sınırsızca yıldan yıla atlayabilmek... zaman makinesiyse işte hafıza, o da bir nevi zaman makinesi, benzini evdeki suyu yemeği :)


Kerem, canım kardeşim, yanımdaydı iki gündür. Yaz okulu için bu vakit buralarda, yoksa ne mümkün :)  Aaaa gerçekten ne mümkün :(  Yakınımda olmanın gücü varmış meğer içimde.. Canım benim. yemeklerimi en çok sevenim. Yapmak istediklerimden ve planlarımdan bahsettim ona, kendime koyduğum sınırı bu kez o gösterdi ablasına.





27 Temmuz 2016 Çarşamba

eski yazılarımı şöyle bi gözden geçirdim de ne çok olmuş yazmayalı... üzerinden hayatın bir kısmı geçmiş. hatta hayatın önemli kararlarının alındığı ve hayatı değiştiren olayların yaşandığı önemli bir dönem geçmiş..


evlenmişim... iki tane güzel kalpli çocuğun annesi olmuşum,balıkesir'e taşınmışım.... aralardaki detaylar uzun, şimdilik onlar hatırımda kalsın ben burdan devam edeyim.


şuan, Kenan tvde TSKdan ihraç karalarını seyrederken ve Güneş odasında mışıl mışıl uyurken, evimizin balkonunda büyük kızım Azra ile vaktimizi  değerlendiriyoruz. O tatil kitabının alıştırmalarını çözerken ben de yeniden yazma kararımın gereği üzere bilgisayarımın başındayım. yine içimden geldiği gibi samimiyetimle burda olacağım.