23 Ağustos 2010 Pazartesi

Evden Kaçan Kız


Bir kız evden kaçarsa, bunu sevdiğiyle evlenmek için yaparsa, işin içinden başka türlü çıkmayı becerememişse (beceremeyişinde anne-babanın büyük rolü vardır orası ayrı), o da o kadarını yapabiliyorsa, bunun bedeli onunla yıllarca konuşmamak mıdır…. Ne halin varsa gör mü demektir. Bu kadar kolay mı onca yıllık emeği bir kenara atmak, onca sevgiyi görmezden gelmek…


İnsanlar çocuklarını fuhuş yatağından topluyor, "gitme bir daha gel "diyor, bağrına basıyor, uyuşturucu kullanan çocuklarını terk etmiyor (onaylıyorum). Kız ne yaptı, sevdiğine gitti. Cezası: 5-10 yıl konuşmamak. Hadi ordan. Hakim bile adam öldürmeye o kadar ceza vermiyo….

Memlekette gurur kol geziyo.

Kimse burnu düşse almicak sanki.

Dersinki lordlar kamarasından gelmişler …

Hayret bişi!

6 Ağustos 2010 Cuma

Ferya'mla Buluşma

Ferya 96'dan beri tandığım bir arkadaşım, araya ayrı geçen lise ve üniversite yakınlığımızdan hiç bir şey kaybettirmedi. O kadar tatlıki nasıl kaybedeyim! Melek gibi! Masum. Sakin. Komik. Güzel Yüzlü. Sevgili...

Karaköy'de Galata Köprüsü'nün ayağının hemen dibinde İskelenin yakınında balıkçılar var orda oturduk, deniz manzarasında bir kaç saat sohbet ettik, balığımızı yedik ve ordan burdan konuştuk...

Kızlar arası dedikoudulara bayılıyorum.

Fatoş: Sahi Zeynep'e ne oldu?
Ferya: Ay ne bileyim. Uzun zaman oldu görmeyeli. En son Bakırköyde alışveriş merkezinde karşılaşmıştım onunla, ayak üstü konuştuk. Erkek arkadaşını bekliyomuş. Sonra bi baktım, karşıdan Ceyhun Yılmaz geliyo.
Fatoş: Hadi yaaa.  Zeynep'e bak sen. En son burnunu yaptırmıştı dimi o ...

Hahahahaha!!!!!!
Seviyorum kız muhabbetlerini, hemde çok.

Yaşasın DEDİKODU!!!!
Yaşasın kızlar!!!